Tiyatro toplum ilişkisi (2) - politikasimetri.
Bizimle etkileşime geçin

Tiyatro toplum ilişkisi (2)

politikasimetri.

Röportaj

Tiyatro toplum ilişkisi (2)

[Okuma Süresi: 4 dk] Tiyatro toplum ilişkisi üzerine devam ederken; sorularımızı “Bizi izleme alışkanlıları bağlamında standartlaştıran” yapının içinden nasıl çıkabiliriz sonucunu canlandırmayı hedefledik.

Röportajımızın ikinci bölümünde: tiyatro toplum ilişkisi üzerine devam ederken; “seyreden – seyredilen” açısından bir yaklaşım sağlamaya çalıştık. Daha önemlisi, tam bu noktada; Bizi izleme alışkanlıları bağlamında standartlaştıran yapının içinden nasıl çıkabiliriz sorusunu uyandırmayı hedefledik!

Bu noktada Tiyatro Yönetmeni Emre Tandoğan‘a teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ve muhakkak Küçük Salon çalışmalarını takip etmenizi öneriyoruz.

Ve; tiyatro bir toplum için neden önemlidir, tiyatronun toplumu eğitmedeki rolü, tiyatronun toplum yaşamına katkıları, tiyatronun faydaları nelerdir, tiyatro neden önemlidir, tiyatro nedir, tiyatronun birey ve toplum hayatına katkısı, tiyatronun önemi ile ilgili noktalara katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Buyurun sahneye:


SORU: Tiyatro oyunu sahneye gelmeden nasıl bir süreç yaşanıyor?

Emre TANDOĞAN: " Tiyatro oyunlarında alt metinler, karakterler üzerinden kendi bakış açımı oluşturmaya çalışıyorum."
Emre TANDOĞAN: ” Tiyatro oyunlarında alt metinler, karakterler üzerinden kendi bakış açımı oluşturmaya çalışıyorum.”

Bunun iki ayrı yöntemi var kafamda. Hazır olan bir tiyatro metni üzerinde çalışırken, yine daha önce konuştuğumuz gibi… Bir “Shakespeare oyunu yöneteceksem”, oyunu defalarca okuyarak, genel öykünün altında kalan alt metinleri ortaya çıkarmaya çalışıyorum.

Bu alt metinler, karakterler üzerinden kendi bakış açımı oluşturmaya çalışıyorum. Ve bir reji yapacakken “hangisinin gözünden bakmaya başlayarak” başlayacağımı tercih ediyorum. Sonrasında bir çorap söküğü gibi arkasından gelmeye başlıyor.

Kendime ait kurgularda…

Ki; bunlar çoğu zaman sözsüz performatik kurgular oldu… Bu kurgularda ise üzerine gideceğim kavramı araştırıyorum. Bu; Dokuz, Dönence, Deccal gibi işlerde; iyilik, kötülük, ahlak, inanç sistemlerinin işleyişi…

Bunları araştırırken, daldığınızda zaten o mistisizmin içerisinde kayboluyorsunuz önce. Onun içerisindeki kendi felsefenizi aramaya çalışıyorsunuz.

Derken, tiyatro oyunlarının aslında sahnelenme süreci benim için çok uzun bir geçmişe sahip oluyor. Neredeyse 5 – 6 yıllık okuma dönemlerinin arkasından gelen ve kendime ait buluşlar diyebileceğim görsellerle birlikte işleniyor… Ve bir sonuca ulaşıyor.


SORU: Tiyatro toplum ilişkisinde yani, seyredenle seyredilen ilişkisinde özel bir hedef oluyor mu?

Emre Tandoğan: "...seyredenin algısında 'Nerede kaldığını merak etmek..' üzerine bırakıyorum. "
Emre Tandoğan: “…seyredenin algısında ‘Nerede kaldığını merak etmek..’ üzerine bırakıyorum. “

Bu zor bir soru aslında benim için. Ben yola çıkarken, bir şey kazandırmayı hedeflemek üzerine yolla çıkmıyorum. Bir derdimi ortaya koymak istiyorum. O dert karşı tarafta da bir yansıma gerçekleştiriyorsa, seyreden ve seyredilen arasında bir ilişki oluşmaya başlıyor.

Tiyatronun özellikle hedefleyerek yapılması gerektiğine inanmıyorum.

Biraz daha dışavurumsal olmasını doğru buluyorum. İçimizde biriken bir şeyleri dışa atmaya çalışıyoruz… Bu dışavurumlarda, mutlaka çeşitli şeyler de anlamlara dönüşüyor. Yani, imgeleri ortaya koyuyorsunuz. Bu imgeler bir puzzle gibi, diğer kişi tarafından bütünleştirilmeye ve anlam oluşmaya başlıyor.

Ama bu puzzle da tek bir sonuç yok! Bu öyle bir puzzle ki, herkes tarafından başka bir şekle dönüştürülebiliyor. Böyle olduğu zaman, işlerin daha yaratıcı olduğunu düşünüyorum.

Karşı tarafta net bir anlam yaratmak dışında, karşı tarafın “anlamlar yaratmasına” olanak sağlaması… Benim hedefim bu oluyor, izleyenle izlenilen arasındaki ilişkiyi tanımladığım yerde.

Bazen, tabii ki bazı tiyatro anlayışlarında net olarak yaratılmak istenen; zaman zaman ideolojik olabiliyor, zaman zaman sosyolojik olabiliyor… Bir hedef doğrultusunda hareket eden çeşitli tiyatrolar da var.

Ben öyle yapmamayı tercih ediyorum.

Her durumda, seyredenin algısında “Nerede kaldığını merak etmek..” üzerine bırakıyorum… Ve bu merak beni, daha yeni şeyler üretmeye sevk ediyor.


SORU: Tiyatro seyircisinden ne beklersiniz?

 Emre Tandoğan: "Tiyatroda da neler olup bitiyor acaba?  Çok iyi bildiğimiz sahnelerin dışındaki yerlerde neler olup bitiyor? Araştıran bir seyirci isterim
Emre Tandoğan: “Tiyatroda da neler olup bitiyor acaba? Çok iyi bildiğimiz sahnelerin dışındaki yerlerde neler olup bitiyor? Araştıran bir seyirci isterim

Kendini olabildiğine rahat bırakmasını isterdim. Bunun doğrultusunda şöyle işler yaptım ben, projelerimde:

Seyircilerin oturduğu sandalyelerin altına oyuncu yerleştirdim. Oyunu başlatırken aslında hedefi taciz etmek olmayan ama bir şeyi anlatabilmek için seyircinin ayaklarının altından çıkarak sahneye ya da performansın diğer kalan kısmını devam ettirebilmek için… Sahneye gelmesinde çok çeşitli tepkilerle karşılaştım. Zaman zaman hoşuna giden, zaman zaman yadırgayan ama hiçbir zaman bizim tarafımızdan birincil hedefi asla taciz olmayan işlerdi bunlar.

O noktada; değişik cümlelere, değişik biçimlere açık olmasını beklerim seyircinin.

Cesur olmasını; araştırmasını beklerim, etrafta neler olup bittiğine dair. Sadece tiyatro alanında da değil! Sanatın diğer alanlarında; plastik sanatlarda, çağdaş sanat alanında neler olup bitiyor? Müzikte, çağdaş müzikte neler olup bitiyor gibi… Çağdaş tanımlaması da çok doğru değil de “Güncel” demek belki daha doğru olacaktır.

Tiyatroda da neler olup bitiyor acaba? Genel, bize çok net sunulan, çok iyi bildiğimiz sahnelerin dışındaki yerlerde neler olup bitiyor?

…Gibi araştıran bir seyirci isterim.


SORU: Peki, o zaman “İyi tiyatro seyircisi” kavramı oluştursak, altını nasıl doldurursunuz?

Emre TANDOĞAN: "... küçük salonlarda... kendilerine ait yeni metinler yaratmaya çalışan tiyatrolara “risk alarak giden... eleştirisini yapabilen seyirci..."
Emre TANDOĞAN: “… küçük salonlarda… kendilerine ait yeni metinler yaratmaya çalışan tiyatrolara “risk alarak giden… eleştirisini yapabilen seyirci…”

Bence, bulunduğum yerden “İyi bir tiyatro izleyicisi; ‘risk alan’ tiyatro izleyicisidir.”

Risk alan ne demek?

Şimdi günümüzde; diziler, popüler sinema filmleri, popüler tiyatro oyunları… İçlerinde “hep popüler isimlerin olduğu” televizyondan gördüğümüz, sinemadan gördüğümüz isimlerin olduğu oyunlara…

Ya da Devlet Tiyatroları gibi kurumsal tiyatrolarda “ne ile karşılaşabileceğini” az çok tahmin ederek gidebileceği…

Ya da bildiğimiz metinler; örneğin “Shakespeare’nin Hamlet’i gibi” … popülerleşmiş “Macbeth’i gibi” … Ya da “Brecht oyunları gibi” karşılaştığında neyle karşılaşacağını az çok tahmin eden seyirciye…

Bence iyi tiyatro seyircisi

Bizim gibi küçük salonlarda yeni denemeler, kendilerine ait yeni metinler yaratmaya çalışan tiyatrolara “risk alarak giden” ama kötü bulduğu noktada ister oyuna dair ister bulunduğu mekâna dair eleştirisini yapabilen seyirci “Bence iyi bir seyirci” diyebilirim.


SORU: Türkiye’deki tiyatroların uluslararası işlerdeki durumu hakkında düşünceniz?

 Emre Tandoğan: "Uluslararası gidiyormuş gibi görünen birçok iş genelde, gittikleri bölgelerdeki Türk seyirciye ulaştığını görüyorum."
Emre Tandoğan: “Uluslararası gidiyormuş gibi görünen birçok iş genelde, gittikleri bölgelerdeki Türk seyirciye ulaştığını görüyorum.”

Ülkemizde uluslararası işlerin çok fazla yapıldığını düşünmüyorum. Uluslararası gidiyormuş gibi görünen birçok iş genelde, gittikleri bölgelerdeki Türk seyirciye ulaştığını görüyorum.

Söze kısıtlı oyunlarda sadece üst yazı geçerek… Elbette tiyatroda dilin müziğini duymak önemli  ama sadece sözsel anlatıma dayalı oyunların çok fazla uluslararası işler olduklarını düşünmüyorum. Anlatım gücünün, anlattığınız yapının, biçimin daha evrensel düzeyde bir şeye sahip olması gerektiğine inanıyorum.

Genel olarak yurt dışındaki gördüğüm oranda; uluslararası festivalleri gezmeyi planlayan tiyatroların yaklaşımlarıyla, Türkiye’deki tiyatroların yaklaşımlarının aynı olmadığını düşünüyorum.


politikasimetri.
Röportaj: Reyhan DOĞAN
Kurgu/Kamera/Montaj ve Redaksiyon: Hüseyin ŞENSU


Bu içeriğe; aksi yönde görüş belirtmek yahut daha da derinleştirmek için “özgürce” cevap verme hakkınız var! – Tıklayın!


politikasimetri.

"Bir hayalimiz var…" diyerek çıktığımız yolda; Görüş, Haber ve Analiz Portalı.

Yorum yapmak için tıklayın

Hemen bir yorum yapın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Biraz daha Röportaj

Hızlı Dolaşım (!)

Reklam Alanı Kadraj Akademi Youtube kanalı
To Top