Kara Kitap Işığında Orhan Pamuk - Ayşenur AYİN
Bizimle etkileşime geçin

Kara Kitap Işığında Orhan Pamuk

Kara Kitap Işığında Orhan Pamuk

Kültür

Kara Kitap Işığında Orhan Pamuk

Bilenler bilir, Türkiye’de en çok tartışılan yazarlardan biridir, Orhan Pamuk. Ya çok sevilir ya da bedbin bir gözle nefret edilir. Öyle eleştiriler vardı ki; bir insan neden bu kadar ilahlaştırılır yahut neden bu kadar yerilir? Bunu bir türlü anlamlandıramadım. Sırf bu sebepten ötürü Pamuk’u okumaktan hep kaçtım. Filhakika (doğrusu) ne kadar kaçarsam kaçayım bir gün bir yerde yağmura yakalanır gibi ansızın yakaladı beni önce hakkında yazılanlar sonra “Kara Kitap”

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörü (Prof. Dr. Handan İnci) Kara Kitap’ın yazılışının yirmi beşinci yılında kaleme aldığı bir yazıda:

“Kara Kitap okurunu kendine hapsetmez, aksine başka okumalara yönlendirir. Öncelikle Doğu’nun büyük kültürüne açar.” (1)

…Cümlesi bana, Pamuk’ta Tanpınar’ı hatırlattı. Kara Kitap’ı okuduktan sonra Ahmed Hamdi Tanpınar’ın “Sahnenin Dışındakiler”, ”Huzur” romanlarında vurguladığı düşünce gözümün önüne geldi ve bu tezimi destekledi. Tanpınar edebiyatımızın Batı dünyasına olan yakınlığından şikayet etmiş, Doğu kültürünün giderek arka planda kaldığına dikkat çekmiştir.

Yanlış anlaşılmasın, Tanpınar Batı karşıtı bir insan değildi. Şark’ın atılmasına, göz göre göre bu kadar hızlı bir şekilde değişmesine karşıydı.

İstanbul, Ankara, Konya, Erzurum ve Bursa’yı anlattığı “Beş Şehir” isimli deneme kitabında garba ne kadar yakın olursak olalım şark kültürünün ihmal edilmemesi, atılmaması, ondan büyük ölçüde yararlanılması gerektiğini dile getiriyordu. Tıpkı Orhan Pamuk’un “Kara Kitap” ile vurgulamak istediği gibi…

Bu nedenle Pamuk daha önce eserlerinde olduğu gibi Doğu kültüründen eserlerle girmiştir Kara Kitap’da hayatımıza. Mevlana’nın en çok okunan, hayranlık uyandıran 6 ciltlik eseri (2) Mesnevi’den (3); klasik edebiyatın son büyük şairi olarak kabul edilen Şeyh Galip’in ise Hüsn-ü Aşk’ından esinlenerek anlatmıştır “Tuhaf. acayip, değişik ” (4) olduğunu söylediği kitabını.

Dört yılda yazıp tamamladığı bu eser kitabın ana kahramanlarından  Galip’in hem amcasının kızı hem de eşi Rüya’nın ansızın bir not bırakarak “sır” gibi kayıplara karışması ile başlar. Galip bir yolculuğa çıkar, Rüya’yı arama yolculuğuna. Bu yolculukta ona Rüya ile aynı zamanda yok olan eşinin üvey abisi Celal’den yardım alır. Nasıl mı? Celal bir gazetede köşe yazarlığı yapmaktadır. Daha önce yazdığı yazıları bir araya getirerek buradan aldığı ipuçları ile ilerler. Bu arayış sırasında yazar bize adeta bir İstanbul turu yaptırır.

“Şems’i kim öldürdü?” başlıklı köşe yazısını okuduktan sonra…

Üst paragrafta vurguladıgım bazı eserleri Celal’in köşe yazılarından yola çıkarak  zikreder. Mesela “Şems’i kim öldürdü?” başlıklı köşe yazısını okuduktan sonra aklıma, Galip gibi, Mevlana’nın da Şems ortadan kaybolduktan sonra arayışı geldi… Burada bir benzerlik kurdum. Evet Mevlana, Şems’i geri getirememişti ama kendini bulmuştu o yolda. Belki Galip de Mevlana gibi kendini buldu o yolda? Veya eserde Şeyh Galip’in Hüsn-ü Aşkına sık sık göndermelerde bulunmuştur, Pamuk. İlk okuduğumda o ilişkiyi kuramamıştım sonra hocalarımın yardımı ile o benzerlik dikkatimi çekti.

Evet eserde çok fazla metaforik öge var. Acaba Şeyh Galip romanda Rüya’nın eşi, Mevlana da Celal olmasın?

Bilindiği üzere Şeyh Galip bütün ömrünü Mevlânâ ya benzemeye çalışarak  geçirmiştir. Romanın kahramanı Galip de hayatı boyunca, Celal’i içten içe hep kıskanmıştı. Yazar  böyle bir  çağrışımı hatırlatmış olabilir. Bir diğer göndermeyi Pamuk’un çocukluğunun geçtiği, bugün Nişantası Rumeli caddesinde bulunan Pamuk Apartmanında -romandaki adıyla Şehrikalp apartmanı- (öpüş isimli köşe yazısında akrostiş çalışması ile yazar bize pamuk apartmanın adresini vererek küçük bir oyun oynamıştır. Burada bile doğuya bağlı kaldığını görebiliyoruz.)  görüyoruz. Hüsn-ü Aşk’da ki Diyarı Kalptir aslında bu apartman…

Peki, ben bu eseri çok mu rahat okudum ya da bu eser hakkında düşüncelerim sadece olumlu mu?

İlk olarak şunu söyleyebilirim: yazar arada bizlerle konuşuyormuş edası ile yazdığı için Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanında yaptığı gibi “postmodernizm” etkisi ile kaleme aldığı için kimi zaman koptum kitaptan, adapte olmakta zorlandım. Metaforik ögelerin çok fazla olması sebebi ile anlamakta güçlük çektim. Sanırım kitabı ikinci defa, belki üçüncü defa okusam çok daha farklı algılayıp, çok daha fazla şey öğreneceğim.

Ya da diğer kitapları ile başlasaydım belki biraz daha rahat edecektim.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim:

Ara ara okumakta zorlandığım, bir yanım kitabı okumayı bırakmak istese de bir yanımın hep “Devam et Ayşe! İleride yazar karşımıza ne ile çıkacak, hangi konudan bahsedecek?” demesiyle elimden düşüremediğim, sonunda geniş bir vaktimde tekrar elime almak istediğim kitap oldu.

Orhan Pamuk’dan nefret edebilirsiniz… Ama ortada “Kara Kitap” gerçeği var!

Orhan Pamuk, Kara Kitap
Orhan Pamuk, Kara Kitap

Orhan Pamuk’dan nefret edebilirsiniz, görüşlerini savunmuyor, reddediyor olabilirsiniz… Ama ortada her türlü edebi  eleştiriye açık “Kara Kitap” gerçeği var. Benim naçizane fikrim “Türk edebiyatının başyapıtları arasına isminin yazılması gereken bir eser” olduğudur. Tüm önyargıları bir rafa kaldırın, elinize Kara Kitabı alın…

… görüşlerini savunmuyor, reddediyor olabilirsiniz… Ama ortada her türlü edebi  eleştiriye açık “Kara Kitap” gerçeği var. Benim naçizane fikrim “Türk edebiyatının başyapıtları arasına isminin yazılması gereken bir eser” olduğudur. Tüm önyargıları bir rafa kaldırın, elinize Kara Kitabı alın…

Sonra benim yapmayı planladığım gibi; o apartman duruyorken, ayaktayken koşun Şehrikalp Apartmanı’na bir ziyarete gidin 😊


Kaynakça:

  1. https://handaninci.wordpress.com/2017/06/07/25-yilinda-kara-kitapi-yeniden-okumak-icin-25-neden/
  2. Şentürk Ahmet Atilla, Kartal Ahmet, 2018, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Dergah, İstanbul
  3. Mevlana’nın Farsça kaleme aldığı bu eserine Mesnevi ismini vermesi nazım biçiminden kaynaklandığını gösterir.
  4. Pamuk,Orhan, 2019, Kara Kitap, YKY, İstanbul

Ayşenur AYİN

1998 yılında İstanbul’da doğdu.2017 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne giriş yaptı.Halihazır da 2.sınıfta öğrenimine devam etmektedir.Sabah gazetesinin “15 Temmuz Demokrasi Destanı”konulu deneme yarışmasına ve Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı’nın düzenlediği “Kudüs” konulu deneme yarışmasına katıldı.

Yorum yapmak için tıklayın

Hemen bir yorum yapın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Biraz daha Kültür

Hızlı Dolaşım (!)

Reklam Alanı Kadraj Akademi Youtube kanalı
To Top