Sür eşeği Niğde’ye! - Hüseyin ŞENSU
Bizimle etkileşime geçin

Sür eşeği Niğde’ye!

Sür eşeği Niğde’ye!

Görüş

Sür eşeği Niğde’ye!

[Okuma Süresi: 2 dk] Batı’nın değil de, belki zâhirî (asıl ve hakiki olmayan) bir zihniyetin kurbanı olabilir miyiz?

Sayın Abdurrahman Dilipak, 13 Temmuz günü köşesinde, “Parti” değil “Party” başlığıyla “muhafazakâr”, yani “tutucu” diye tanımlanan kesimin “yeni tutumundan” yakındı. “Bekarlığa Veda Partisi”nin tesettürlüsü için bağlantı da paylaşan Dilipak haklı mı? Bir bakıma “evet” haklı. Ama benim indimde konu; bekarlığa veda partisi, Funny zikir dance Party gibi aksiyonlardan yakınmadan, hatta Dilipak’ın “Namazı da artık sağlık için yapılan bir spora”, “orucu diyete dönüştürürlerse şaşmayın” ifadesinden de önce “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye” demek gerekiyor!

Bu işler, bizim kültürümüzde yokken, nasıl oluyor da bu “tutucu” kesimin ilgi alanında oluyor?

Şöyle; “tutulan şekilde” hata var.

Garip bir ifade olacak ama yozlaşan zihniyet “günah özgürlüğüne” müsaade etmedi! Gerçekten “günah” özel bir alandır… İnanmazsanız Yüce Kur’an’a bakın! Ve hatta bazı zaman, günah, öğretici bir hata bile olabilir mi? Evet, demek gerekiyor… Gerçekçi olacaksak!

Ama yıllarca, mahallelerdeki camdan cama gıybet, günah kavramlarını çocuklar için önü alınamaz şekilde işleyen bir reklam kampanyasına dönüştürdü!

Bugün yakınmaya falan hakkınız yok!

Bu özenti pisliğinin sebebi; komşunun perdesi ardında olup bitenleri merak etmek yerine iki kelam “okumaya”… Başucuna astığı Kur’an’ı anlamaya vakit bulamayan, Yusuf suresinde “Ne anlatıyor acaba, bu kardeşler ne iş?” demek yerine “Kendisini anlamsızca ağlamaya zorlayan” ebeveynlerin, televizyonun büyütmesine izin verdiği çocuklarıdır…

Ve bu, o çocukların “günahı” ya da sadece, “Dilipak’ın” da olabilirliğini paylaşarak göstermiş olduğu linkteki gençlerin cahilce bir özentisi değildir!

Çok acı ama Dilipak’ın hitap etmeye çalıştığı, “muhafazakâr” kesimin görgüsüz, bilgisiz; yani söylemek istediğim şu: yaşama olağandışı bırakılmasıdır konu… Bana göre bu işin de sistemli olarak icra edilmesi ve ek olarak, bu konuda, Dilipak cenahındaki yazar – çizer tayfasının başarısızlığından bahsedilebilir sadece!

***

“Hoca” kılıklılara “dur” diyemediniz!

İbadeti, Allah ile Kul muhabbetinden çıkarıp, “tapınma” çizgisinde bir harekete çeviren “Hoca” kılıklılara “dur” diyemediniz! Ahlak kavramını etekle ölçen sapkınların; milletin evine gireni çıkanı “gözlemesini” kınamadınız! Neden? Bu davranışların İslam’la örtüşmediğini… Bunların toplumsal “bir İslam davası” olmadığını; aksine kişisel konular olduğunu… Oysa diğer yanda, ilmin erkeğe de kadına da farz olduğunu… Neden iyice anlatmadınız?

Anlatsaydınız; “örf ve adetler” İslam’dan daha oturaklı olamaz; şahsiyetli, düşünebilen, konuşabilen, sorgulayabilen, seçici bireyler ortaya çıkardı… Tabii bu da çok kişinin işine gelmezdi değil mi?

Böyle bir kitleyi yönetmek zorlaşırdı. Oysa, hamasi dürtüler yaratmak, işi kolaylaştırıyor sanırım.

Sayın Abdurrahman Dilipak, çocukların sadrında büyüyüp açığa çıkan böylesi işleri; “Aşağılık kompleksi bizi mahvediyor. Gâvur aşığı bunlar” diyerek eleştirmek artık mümkün değil!

Yani… Batı’nın değil de, belki zâhirî (asıl ve hakiki olmayan) bir zihniyetin kurbanı olabilir miyiz?

“Yetiştiremediğiniz” gençlikten şikayetçi olmak… Lüzumsuz bir gündem!

Hüseyin ŞENSU

A gerçekler padişahı, benim gibi bir münâfık gördün mü sen? / Dirilerinle diriyim, ölülerinle ölüyüm ben.

Yorum yapmak için tıklayın

Hemen bir yorum yapın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Biraz daha Görüş

Hızlı Dolaşım (!)

Reklam Alanı Kadraj Akademi Youtube kanalı
To Top