Bu yazı Iphone'u çekiçle kıran zekâya... - Hüseyin ŞENSU
Bizimle etkileşime geçin

Bu yazı Iphone’u çekiçle kıran zekâya…

Photo by Pixabay from Pexels

Görüş

Bu yazı Iphone’u çekiçle kıran zekâya…

[Okuma Süresi: 2 dk] Bilek gücüyle dünyaya haddini bildireceğine inanan ve Iphone’nu çekiçle kıran milli sivil zekâmız, “Türklük” meselesiyle eğleşirken…

Meseleyi derinleştirelim mi? “Hangi meseleyi derinleştirelim?” diyecekler için şöyle bir girizgâh yapayım; memleket bir partiye dincilik, bir partiye milliyetçilik, bir partiye solculuk… Başka bir partiye bölücülük kimliği yükleyerek yönetilmeye çalışılıyor ya… İşte bu meseleye ve konunun siyasi olmakla birlikte, acı olan bir diğer yönüne, yani sosyo-aymazlık seviyesine.

İşte! Bu noktada, şunu sormak gerekiyor: “Türkiye topraklarındaki ‘toplum yönetme sistemi’ milli midir?.. Ve hatta ‘Milliyet’ kavramının dahi kavranamadığını anlayacak olursak… Sine-i millet nerededir?”

Hafızamızdaki en yakın sine-i millet, eğer topluca idrak ve hareket kabiliyetiyse, sanırım Çanakkale ve İstiklal Harbi koşullarında ortaya çıkmıştır, diyebilirim. Hem de Osmanlı idaresinde “milliyet” unsurunun belirgin bir şekli yokken…

Peki, sonrasında milliyet kavramı Cumhuriyet tarihinde “Ne mutlu Türküm diyene!” diyerek kodlanınca başka bir sine-i millet hareketi zuhur etmiş midir? Hayır! Çünkü Türklük ayrı bir meseledir ve belki kuruluş dönemi için gerekli başka bir amacı yerine getirmiştir. Bilemiyorum.

Ancak bir Milletin, millileşmesi ortak tekâmül (olgunlaşma) kaidesine bağlı olup; Türkiye’de yaşadığımız karmaşanın temelini oluşturur. Acı ama temel toplumsal zaafımız olarak dünyayı fethedemeyeceğimizin de en temel noktasını…

Türkiye’deki siyasal yaşamımız, idari sınırlarımızdaki zekâ (veya idrak) seviyesinde… Tamam, bazı sevenleri için de şöyle ifade edeyim “Misak-ı Milli” dahilinde; Türklük, Türk olabilmenin tanımından çok, ortak tekamülün ifadesi olabilir mi yahut olmalı mı, meselesi etrafında dönüyor…

Eğer mesele bu şekliyle yordam bulacaksa, “gerçekten mesele bu mudur?” safında yer alacağımı şimdiden belirteyim.

Çünkü yeni yüzyılın devletleri ve ülkeleri için görüldüğü üzere fetih gücü; ordular, milletler, ırklar gibi zırvalıklar ve hatta din, iman… Hiçbiri değil; her yüzyıl olduğu gibi ticari müesseseleridir… Veya aslında hepimize tarih derslerinde öğretilen ve anlamadığımız şekliyle “ticaret yollarına hakim” olmaktır.

***

“IPHONE” yahut “ANDROID” işletim sistemi ABD’nin bir “Uçbeyi” markası olabilir mi ?

Bilek gücüyle dünyaya haddini bildireceğine inanan ve Iphone’nu çekiçle kıran milli sivil zekâmız, “Türklük” meselesiyle eğleşirken; malum devletlerin uçbeyleri, envaiçeşit ırktan ve inançtan çalışanıyla dünyayı parmağında nasıl oynatıyor, farkında bile değil! Bakın: https://brandirectory.com/rankings/nation-brands-100-2019/charts

Gerçek güç, işte bu konudaki “inanç zekasında”.

Para, her türlü inanç sisteminin amacında olduğu gibi kolektif örgütlenmeyi, “doğal şekilde” sağlar…

Herkes paranın gücüne tabidir; para da “birlik” olma imkânını bahşetmiştir. Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Putperest diğerinin inancına tahammül edemezken, parasını cebinde taşımaktan rahatsız olmaz! Değil mi?

Bakın… Duymadığınız gerçek işte budur.

Bu sebeple, her yüzyılda olduğu gibi “Milli olmak” sadece içi boş, sosyo-beşerî bir konuya dönüşür… Ve ne yazık ki, hükümetler için de kısa vadeli politik bir araca.

Öte yandan, “Allah’ın adaletini yaydığına” inanan Müslümanlar (!) için de inancın tam bu noktada en doğru yere konulması gerekir, demek gerekiyor.

Peki nasıl?

Mesela; ince bir çizgi olarak iman, Yüce Allah’ın varedişindeki “millileştirmediği” en muhteşem detay Ahlak-ı Muhammedi’dir.

Öyle bir ahlaktır ki; Kâbe putlarına bağlı ticareti tehdit eden, yeni din İslam’ın düşmanlarına karşı Medine Beyannamesi gibi “Müslüman ve Arap olmayanlarla” kolektif olabilmenin muhteşem bir örneğini ortaya koymuştur. Değil mi?

Mesele bilek gücü mü, iman zekâsı mı? Ya da “parayı köle kılmak mı, paraya köle olmak mı?” artık idrak sahibi olanlara…

…Konu bundan daha derine iner mi, bilemiyorum? Sadece şunu belirtmek isterim: İslam’ı gönül davası kılan Muhammedilere selam olsun!

Hüseyin ŞENSU

A gerçekler padişahı, benim gibi bir münâfık gördün mü sen? / Dirilerinle diriyim, ölülerinle ölüyüm ben.

Yorum yapmak için tıklayın

Hemen bir yorum yapın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Biraz daha Görüş

Hızlı Dolaşım (!)

Reklam Alanı Kadraj Akademi Youtube kanalı
To Top