Türkiye'de siyaset ne mümkün! - Hüseyin ŞENSU
Bizimle etkileşime geçin

Türkiye’de siyaset ne mümkün!

Türkiye'de siyaset ne mümkün!

Analiz

Türkiye’de siyaset ne mümkün!

[Okuma Süresi: 1 dk] Türkiye’de siyaset… İnanmazsanız herhangi bir partiden aday olmayı deneyin… “alfa erkeği rolüne aday” bir şempanzenin yaptığı gibi bir araca dönüşüyorsa… Doğru, matematikte mantıksal bir değerken…

Türkiye’de siyaset yapmak “para” ile mümkündür! Yani şahsiyetiniz sizi bir yerlere getiremez… İnanmazsanız ilk genel seçimde herhangi bir partiden aday olmayı deneyin, bakın neler yaşayacaksınız!

Bu sebeple, siyasileri savunmak gibi bir aptallığa sakın kapılmayın! Sadece, doğruya “doğru demeniz kâfi”… Gerçi o zaman bu yönünüzle eleştirileceğiniz de kesin! Oysa; milliyetçilik, dindarlık, mezhepçilik, Atatürkçülük, solculuk, sağcılık zırvaları kitlelerin güdülenmesi için kullanılan birer “sosyal” araçtır.

Yani sosyalizasyon dediğimiz “sosyoloji biliminin” tanımladığı kavramlardır. Bu kavramlar, doğal sürecinde oluşabileceği gibi “özel manipülasyon teknikleriyle” kurgulanıyor da olabilirler.

Türkiye’de siyaset…

Aslında tüm bu ve benzer kavramlar insanın özelindeki değerler olup, “ayrışmayı sağlayabilecek” detaylar değildir. Yani Müslümansanız, müslümansınızdır! Bunun tartışılacak bir tarafı yoktur.

Ama “alfa erkeği rolüne aday” bir şempanzenin yaptığı “sırt sıvazlama veya keyif veren bit ayıklama hizmeti” gibi bir araca dönüşüyorsa, dikkat etmeniz gerekir.

Veya diğer bütün sosyal araç kavramlarının hepsi için… Gruplaştırma aracı olarak “dikte” ediliyorsa, her şey gayet açıktır! Güdüleniyorsunuz, demektir.

Bunu algılayabiliyor olmanız gerekir ve…

Mesele “ne için güdülendiğinizdir?”

Mesela, geçen hafta Boş konuşmuyoruz!” programımızda ucundan değindiğimiz şekliyle; her seçim öncesi terör olaylarının yaşanması, terör operasyonlarının başlaması, milli duyguların tetiklenmesi…  

Güdülenmeye karşı koymadan, hepsinden önce, asıl meseleyi çözmeniz gerekir: “Doğru” kavramını hangi toplumsal yönüyle kavrayacaksınız?

Doğru, matematikte mantıksal bir değerken; toplum için duyusal bir değişkendir!

Doğruyu hakkaniyetle harmanlayacaksak, grupsallaştırmadan bunu yapabilir miyiz?

Doğrusu… Hayır!

Peki, nasıl olacak bu?

Tam tersini uygulamak gerekiyor olabilir mi? Belki, “çeşitliliğin” bir “eşitlik” standardı olduğunu var saymak ve buna imkân vermekle.

İnsanca… İnsaniyet kavramıyla… Yaratılmışlığa saygı duyarak.

Bugün… Bu yüzyılın Türkiye’sinde… Hamasi gruplaşmaların bahçesinde… Hak tanımak ne kadar mümkünse o kadar olacak bir iş bu!

Hüseyin ŞENSU

A gerçekler padişahı, benim gibi bir münâfık gördün mü sen? / Dirilerinle diriyim, ölülerinle ölüyüm ben.

Yorum yapmak için tıklayın

Hemen bir yorum yapın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Biraz daha Analiz

Hızlı Dolaşım (!)

Reklam Alanı Kadraj Akademi Youtube kanalı
To Top